UND’NİN SESİ: Sizin tanımınızla Arabulucu kimdir?

NŞM: En basit şekilde ifade etmeye çalışırsam, Hukuk Uyuşmazlıklarında, Arabuluculuk Kanunu Gereği arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığınca düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş kişidir.

UND’NİN SESİ: Yani herkes arabulucu olabiliyor mu?

NŞM: Şöyle, Türkiye’de hukuk fakültesinden mezun olup beş yıllık bir iş tecrübesi olan kişiler arabuluculuk kanunu gereği, 48 saatlik bir arabuluculuk eğitiminden sonra yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olurlarsa arabulucu olabiliyorlar. Ayrıca şunu da ilave etmekte fayda var, bu eğitim süresi yeni düzenlemelerle neredeyse iki katı artacak.

 UND’NİN SESİ: Türkiye’de arabuluculara nasıl ulaşabiliriz?

NŞM: Arabuluculuk Daire Başkanlığının web sitesi olan www.adb.adalet.gov.tr adresinde kayıtlı listeden her ilde bulunan Arabuluculara ulaşılabilir. Ayrıca adliyelerde bulunan arabuluculuk bürolarından arabuluculara ulaşılabilir.

NŞM: Peki, arabulucuya ne zaman başvurabiliriz?

Mahkeme aşamasına gelmeden ya da Mahkeme aşamasında arabuluculuğa başvurulabilir.

UND’NİN SESİ: Arabuluculuk süreci hangi ilkelere göre yürütülür?

NŞM: Arabuluculuk sürecine hâkim kanunda belirtilen birtakım temel ilkeler vardır. Arabulucu bunlara hassasiyetle uyar ve uyması gereklidir, aksi halde arabulucunun kanuni sorumluluğu doğar.

Öncelikle kim arabulucuya başvurursa başvursun arabulucu bir tarafın arabulucusu değildir. Arabulucu tarafsız kişidir. Tüm süreç gönüllük esasına dayanarak işler, arabulucu taraflara eşit davranır ve süreçte kontrol taraflara aittir. Ayrıca görüşmeler ve arabuluculuk esnasında paylaşılan bilgi ve belgeler hakkında aksi kararlaştırılmamışsa gizlilik yükümlülüğü vardır.

UND’NİN SESİ: Arabuluculuk ücreti nasıl belirlenebilir? Arabuluculuk ucuz bir uyuşmazlık çözüm yöntemi midir?

NŞM: Ücret, Arabulucu ile uyuşmazlığın tarafları arasında arabuluculuk asgari ücret tarifesi de dikkate alınarak serbestçe belirlenir. Ücret tarifesi, tebliğ şeklinde resmi olarak çıkartılmaktadır. Uyuşmazlığa göre saat ücreti ya da yüzdeler şeklinde belirlenir.

Ucuz kelimesi pek sevimli değil. Ucuz yerine ekonomik kelimesi daha uygun. Arabuluculuk, mahkeme yoluyla uyuşmazlığı çözmeye göre ekonomik bir yöntemdir. Yani arabuluculuk yoluyla taraflar, mahkeme harç ve giderlerinden daha düşük bir maliyetle sorunlarını çözebilir.  Ayrıca, bazen tarafların arabuluculuk yoluyla kazandıkları daha büyük değerler de olabiliyor. Birçok uyuşmazlık çözümünde gördüm ki, bir sorunun arabuluculuk gibi barışçıl yöntemle çözülmesi ticari şirketlerin ya da çalışanların motivasyonunu arttırıyor, tarafların enerjilerini uyuşmazlık dışında başka verimli işlerde kullanmasını sağlıyor.

UND’NİN SESİ: Arabuluculuğun başka ne gibi avantajları olduğunu söyleyebilirsiniz?

NŞM: Maddiyat dışında başka kazançlardan söz etmeye başlamıştık. Örneğin, iş hayatı belirsizliği ve vakit kaybını sevmez. Aslında kimse arafta yaşamayı sevmez. Arabuluculuk mahkemelere göre çok daha kısa sürede çözümle, sorunların kişilerin zihninden atılmasını sağlıyor. Yine arabuluculuk ileriye dönük bir yöntem. Yani taraflar sorunlarını bu barışçıl yöntemle çözerek birbirleriyle olan ilişkilerini, bağlarını koparmadan devam edebiliyor. İleride belki de yapabilecekleri büyük ticari çalışmalar ya da iş birlikleri için adım atmış oluyor. Halbuki mahkeme yoluyla uyuşmazlığın çözümünde biliyoruz ki mahkeme bittiğinde maalesef tarafların birbirleriyle tekrar ilişki kurması neredeyse hiç mümkün olmuyor.

Ayrıca, bazen bugün bizim için çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir uyuşmazlığın yarın bizim için hiçbir önemi kalmasa bile hala biz bu uyuşmazlığın çözümü için Mahkemelerde uğraşmak zorunda kalıyoruz.

UND’NİN SESİ: Daha somut olarak örneğin nakliyecilerle çalışanlar arasında yaşanılan sorunlara ya da nakliyecilerin ticari sorunlarına bu yöntem ne gibi faydalar sağlayabilir?

NŞM: Nakliyecilerle çalışanlar arasındaki iş uyuşmazlıklarının farklı özellikleri olduğunu yani çalışma şartlarının mevcut iş durumu nedeniyle genel anlamda anladığımız iş uyuşmazlıklarına göre farklı özellikler taşıdığını mesleki deneyimlerim sayesinde uzun yıllar önce öğrenmiştim.

Burada arabuluculuk süreciyle hedeflenen hem çalışanın hem de işverenin içlerine sinen bir çözümü bulduğunu görmek. Süreç sonunda arabuluculuktan yararlananlar, artık sorunlarının bittiğini ve tekrar bu sorunun bir daha karşılarına çıkmayacağını bilmek istiyor ve arabuluculuk bu imkânı sağlayabilen bir yöntem.

Ayrıca, çalışma barışına ve çalışanla iletişimin devamına imkân verebilen, şirketin gizli kalmasını tercih edeceği bilgilere sahip durumdaki çalışanla gizlilik içinde sorunların çözümüne imkân veren bir yöntem. Sektörel bazda da ihtiyaç ve gerekliliklere göre sübjektif konuşabilmeyi sağlıyor. Biliyoruz ki, iş davalarında işverene dava açmış olan çalışan mahkemede tanık dinletmek istiyor ve tanıklar çalıştığı yere karşı bir davada tanıklık yaparken zorlandığını belirtiyor veya daha girift, her iki tarafı da rahatsız eden başka problemler oluşuyor. Sektörde, çalışan ile işveren arasındaki alacak ve tazminat davalarının tüm enerjiyi aldığı hatta bazı şirketlerde iş yapılamaz hale gelindiği gibi şikayetler de duymaktayız. Yoğun davalar nedeniyle, yeni bir proje ya da yeni bir iş yapma enerjisinin kalmadığı, hatta çalışan ve işverenlerin birbirine karşı güven ilişkisinin kalmadığı gibi duyumlar da olmaktadır.

Elbette, dostane uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle sorunlar çözüldüğünde çalışanların aidiyet duygusunda da gelişim sağlanacak ve bu durum üretime daha büyük katkılar sunabilecektir. Çözüme kavuşturduğumuz birçok arabuluculuk görüşmesinde çalışanlar; işveren ile davalık olmadığında daha olumlu referansla ilerlediğini, sağlıklı şeffaf iletişimlerle bazen tazminat ve alacağın dışında başka ihtiyaçlarına yönelerek sorunlarının çözülmüş olmasından dolayı memnuniyet duyduğunu belirtmişlerdir. Çalışanlar, mahkeme aşamasının uzun sürmesinden sürekli şikâyet ediyorlar, dava bittiğinde belki de iflas etmiş bir iş yeri görme endişesi taşıyorlar ve bu durum onları çoğunlukla tedirgin ediyor. İşsiz kalmış bir çalışanın yüksek harç ve mahkeme giderlerini finanse ederek bir tazminat ya da alacak davası açması yerine dostane çözüm yoluyla hızlı bir şekilde tazminat veya alacağını tahsil etmek istemesi de anlaşılabilir bir tercihtir.

Ayrıca bu yol taraflara kendilerini ifade edebilme imkânı vermektedir.

Ticari uyuşmazlıklarda, arabuluculuğun esneklik unsuru, ilişkileri çeşitlendirebilme imkânı vermektedir. Anlaşmanın kapsamının taraflarca serbestçe belirlenebilmesi arabuluculuğun tercih nedenlerinden. Uyuşmazlığın en işlevsel çözümünü sağlayacak yöntemin yine somut olayın koşullarına göre bulunabileceği açıktır. Bunu birçok ticari firma temsilcisi de söylemektedir. Hukukun bazı şekli kurallarından sıyrılıp, ilişkileri devam ettirebilme ve adalete daha iyi erişimi sağlaması da Arabuluculuk yönteminin kıymetli yanlarından. Diyebiliriz ki, arabuluculuk ticari ilişkilerde esneklik sağlayan, pratik bir yöntem. Bu durum uluslararası ticaretin de ruhuna uygun. Zaten Arabuluculuk Kanunu gereği, yabancılık unsuru olan uyuşmazlıklarda da bu yönteme başvurulabiliyor ki bu imkân lojistik firmaları için önemli. Ve şunu da söyleyebiliriz ki, arabuluculuk güçlü topluluk bağ ve yapıları oluşturarak toplumsal barışa da katkı sunmakta.

UND’NİN SESİ: Arabuluculuktan yararlanacak olanlar, arabulucuyu nasıl seçmeli yani arabulucuda hangi özellikleri aramalı?

NŞM: Öncelikle, arabulucunun piyasada bıraktığı intiba ve izlenim önemli. Yani arabulucu, tarafsızlık, eşitlik gibi etik kurallara hassasiyet göstererek çalışmalıdır. Bunlar zaten belirttiğim gibi arabulucunun kanuni yükümlülüğüdür. Kolay anlaşılır, tarafsız olan, iyi bir dinleyici olup süreç yönetme başarısına sahip dürüst, güvenilir olması arabulucudan beklenen özelliklerdir. Arabulucu, süreçte seçeneklerin oluşturabilmesine ve çözümlerin artmasına duyguları da iyi yöneterek katkı sunabilmelidir.

Elbette taraflar, sektörel bilgisi olan ve tarafsızlığına ilişkin kaygı duymayacakları bir arabulucuyu kendilerini ifade edebilmek bakımından tercih edebilir. Süreç tarafların yönetiminde de olsa, güç dengesizlikleri, yönetimi ile hakkaniyet ve toplumsal çeşitliliğimizden dolayı arabulucunun kişisel becerileri ve hassasiyetleri elbette çok önemlidir.

UND’NİN SESİ: Arabuluculukta sürecin kontrolünün taraflarda olduğunu söylediniz, yani kararı taraflar veriyor, doğru mu anlıyoruz?

NŞM: Evet, aslında bu arabuluculuğun bir başka keyifli yanı. Yani kendi kararınızı kendiniz veriyorsunuz. Bir uyuşmazlığın en iyi çözümünü daha başka bir ifadeyle tarafları en çok mutlu edecek çözümü aslında en iyi uyuşmazlığın tarafları bilir. Ve arabuluculuk, yararlanan taraflara bunu sağlayan bir yöntem.

UND’NİN SESİ: Modern toplumlarda bu uyuşmazlık çözüm yöntemi benimseniyor mu?

NŞM: Evet kesinlikle.  Uzun yıllardır, birçok çağdaş medeniyetlerde bu çözüm yolu uygulanmakta.  Yani arabuluculuk çağdaş bir yol. Ki Arabuluculuk Kanunumuz hazırlanırken Avrupa Birliği Direktif Tasarısı da dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Ayrıca, şöyle ifade etmek gerekirse, bir uyuşmazlık olduğunda buna hangi yolun uygun olduğuna öncelikle bakmalı. Yani bir sorunumuz olduğunda nasıl ki önce kendimiz bu sorunu çözebilir miyiz diye düşünüp kendimiz çözemediğimizde acaba sorunla ilişkili diğer bir kişi varsa onunla konuşmayı, onunla da konuşup halledemiyorsak bir başka kişiden soruna ilişkin yardım almayı düşünebildiğimiz gibi.

Her şey belli iken, Mahkemenin yetkisi gereği yapabileceği tahkikata ihtiyaç yokken, neden daha uygun olan arabuluculuk yöntemi tercih edilmiyor ve Mahkemeye gidiliyor? Çağımızda, uyuşmazlığa en uygun çözüm yöntemi bulunarak bu yöntem tercih edilmektedir.

 

UND’NİN SESİ: Yaptığınız ve farklı bulduğunuz birkaç arabuluculuk örneğini anlatır mısınız?

NŞM: İlk aklıma gelen ilgin arabuluculuk deneyimim Kocaeli ilinde olmuştu. Kocaeli ilinde makine üretimi ile meşgul bir fabrikanın sahibi, çalışanı ile işçilik alacakları konusunda arabuluculuk yapmamı talep etti. Çalışan ve firmanın arabuluculuk yapmam konusunda beni seçmeleri sonucu görüşmelere başladık. İşveren ile çalışan arasında iş sözleşmesinden kaynaklı bir sorun olmadığını hatta işverenin çalışanın temposundan çok memnun olup kendisini kaybetmek istemediğini ancak aynı iş yerinde çalışan işverenin kızı ile damadının çalışanla sorunlar yaşadığını öğrendik. Bu çok ilginç bir durumdu. Hatta, görüşmeler sonucunda, çalışanın işe devam etmesi halinde işverenin kızının eşiyle birlikte işten ayrılacaklarını söylediklerini öğrendik. Birkaç gün süren görüşmelerin neticesinde çalışanın işçilik alacaklarının ve tazminatının ödenmesi, çalışanın da kendisine ait bir iş yeri kurması konusunda düşünce oluştu. Bulunan çözüm sonucunda, işyeri açacak çalışanın işverene bedeli mukabilinde haftada iki gün hizmet vermesi konusunda uzlaşıldı. Anlaşma metnine uygun olarak işçilik alacakları ödendi. Çalışan kendi iş yerini açarak ilk müşterisi olan eski patronuna hizmet veremeye başladı. Taraflar arabuluculukla bulunan yaratıcı çözüm sayesinde oldukça memnun kaldılar.

Erzurum Pasinler’de, çalışan ve işverenin talebiyle arabuluculuk görüşmelerine başladık. Çalışanın işten çıkartıldığı ve işçilik alacaklarının görüşülmesini istediler. Görüşmelerde çalışanın aslında kıdem tazminatı için senesini doldurmadığı, kendisinin kıdem tazminatı hakkı olmadığı işverence belirtilmişti. Çalışan tarafından bu durum inkâr edilmemiştir ancak yaklaşık üç saatlik görüşmenin sonucunda çalışanın bölgede iş imkânı olmadığını, mağdur olduğunu kendisine ödenebilecek tazminatla bir “dana” almak istediğini belirtmesi ve işverenle kurulan diyalog sonucu çalışana işçilik alacakları, kıdem tazminatı işverence ödenmiştir. Çalışan mutlu haberi hemen arkadaşlarına aktarmıştı ve ödenen tazminat ile bir dana alınabileceği anlaşılmıştı. Bu durumdan herkes mutlu olmuştu.

Bir şirkette çalışanın, şirkette çalışmaya devam etmek istediği ancak bugüne kadar işlemiş tazminatlarını da almak istediği belirtilmişti. Tarafların arabuluculuk yapmamı istemesi üzerine görüşmelere başladık. İşveren ve vekili çalışanın daha sonra belki de tazminat hak etmeden işten ayrılabileceğini ayrıca bu ödemeyi yaptıkları takdirde ileride aynı ödemeyi tekrar yapmak durumunda kalabileceklerinden bahisle tereddütte olduklarını belirtmiştir. Çalışansa uygun fiyata yıllardır oturduğu mevkide bir daire bulduğunu, bu daireyi almak için bu tazminata ihtiyacı olduğunu, böyle bir daireyi bir daha bulamayabileceğini söylemiştir. Nihayetinde yapılan görüşmeler neticesi işveren arabuluculuk sürecine ve tutanağına da güvenerek çalışana ödemenin verilmesini ve çalışanın işe devam etmesini kabul etmiş, tarafların miktarda da anlaşması üzerine ödemeler yapılmıştır.

Askerde olup daha önce çalıştığı firmadan alacağı olduğunu, anne ve babasının yoksul olduğu, onlara yardım etmesi gerektiğini, bir an önce alınabilecek tazminata ihtiyacı olduğunu belirten çalışan arabuluculuk talep etmiştir. Çalışanın avukatı ve işveren ile yapılan görüşmeler neticesi, çalışanın iş akdine bağlı olarak verdiği hizmetlerden kaynaklanan ödemelerin yapılması konusunda taraflar uzlaşmış ve anlaşma imzalanmış olup taraflar süreçten memnun kalmışlardır. Hatta çalışanın ilk talep ettiği miktar avukatı tarafından yapılan müzakere ile yükseltilmişti.

Uluslararası-Nakliyeciler-Derneği-Röportajı-Neyir-Şeyda-Musal-Arabuluculuk

About admin