Arabuluculuk

ARABULUCULUK SİSTEMİ

GENEL DEĞERLENDİRMESİ

Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Anglo-Saxon hukuk sistemini benimsemiş Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya,İngiltere ve Yeni Zelenda’da arabuluculuk sistemi oturmuş ve gerçekten mahkemelerini yükünü hafifletmiştir. Bu ülkelerden başka Güney Afrika Cumhuriyeti, Hindistan,Çin gibi Asya ve Afrika ülkelerinde de uygulanmaktadır. 7.6.2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 22.6.2012 tarihli ve 28331 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İdari yapının kurulması için altı madde hemen yürürlüğe girmiş, kanununun büyük orandaki hükmü 22.06.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aynı tarihte kanuna dayanılarak hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yönetmeliği de yürürlüğe girmiştir. Yasanın uygulanmasının sağlanması ve izlenmesi ile arabuluculuk sisteminin çalışabilmesi için Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde “Arabuluculuk Daire Başkanlığı” kurulmuştur. Ayrıca, Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 31 inci maddesinde öngörüldüğü şekilde; Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Noterler Birliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu ve Türkiye Adalet Akademisi gibi kurum ve kuruluşların temsilcileri ile hukuk hâkimlerinin de yer aldığı 15 kişiden müteşekkil ve başkanlığını Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürünün yapmakta olduğu “Arabuluculuk Kurulu” da Bakanlık bünyesinde oluşturulmuştur. Böylece sektör kuruluşlarının düşünce ve önerilerinin paylaşılması için sisteme dahil edildiğini görmekteyiz. Ülkemizde birçok kez yargının hızlandırılması için kanunlar çıkartılmış, usul kanunları değiştirilmiş ancak gelişen ekonomi ve nüfus , büyük kentlerin oluşması nedeniyle özellikle şehirlerde ve büyük ilçelerde yargı sistemi artan iş yükünü kaldıramaz hale gelmiştir. Yargı sistemi bugünkü haliyle hızlı, etkin, basit usul ve ucuz olması gerekirken tam tersine maalesef yavaş, etkisiz, karmaşık usul ve pahalı hale gelmiştir. Mevcut durumda arabuluculuk bir zorunluluktan doğmuştur. Arabuluculuk sistemi sektörel açıdan, hukukçular açısından İLİŞKİLERİN ZEDELENMESİNİ ÖNLEYEREK GELECEĞİ TESİS ETMEK, KAZAN KAZAN İLKESİ VE KENDİ HUKUKUNU OLUŞTURMAK gibi çok güzel imkanlar sunmaktadır.

NEDEN ARABULUCULUK?

Arabuluculuk sistemi hızlıdır. Adalet Bakanlığı 2012 yılı istatistiklerine göre Asliye Ticaret, Asliye Hukuk, Sulh Hukuk, Tüketici, Kadastro, Fikri ve sınai Hukuk, İcra, Aile,İş ve denizcilik ihtisas mahkemelerinde 1 104 942 dosya 2011’dev devralınmıştır. 1 606 424 dosya 2012 yılında açılmıştır. 86 200 dosya üst mahkemeden bozularak gelmiştir. Toplam 2 797 566 dosya yıl içinde görülmüştür. 1 707 410 dosya yıl içinde görülmüştür. 1 090 156 dosya 2013’e aktarılmıştır. Ortalama davanın görülme gün sayısı 232 gündür. Bu ortalama iş mahkemesinde 483 gün, kadastro mahkemesinde 755 gün, Asliye Ticaret Mahkemesinde 362 gün, Asliye Hukuk Mahkemesinde 330 gündür. Gün sayıları ülke ortalaması olup İstanbul gibi mega kentlerde dava görülme gün sayısı iki katına çıkmıştır. Uyuşmazlık yaşayan tarafların arabuluculuk sistemine başvurmaları halinde bir günde bir ik saatlik süre içerisinde uyuşmazlığı çözme imkanları vardır. Arabuluculuk sisteminde usul esnekliği vardır. Arabuluculuk sisteminde emredici hukuk kurallarının açıkça yasaklamadığı istediği usul kurallarını kendileri belirleyebilirler. Mahkemelerde en fazla iki iddia iki savunma dilekçesi verme gibi usul kısıtlamalarına maruz kalmazlar. Delillerin sıkı şekil şartları altında incelenmesine maruz kalmazlar. Özgürce diledikleri süre içerisinde kendilerini ifade ederek, birbirlerini iknaya çalışır ve ortak bir çözüm üretebilirler. Arabulucu nezaket kuralları içinde, suiistimali önleyecek şekilde tarafsız ve gizli olarak bu müzakereleri yürütür. Arabuluculuk taraflar kendi hukukunu emredici kurallara aykırı olmayacak şekilde oluşturur. Mahkemede hakimce verilen hükme uymak zorunlu iken, arabuluculuk isteminde taraflar ne arabulucunun ne de karşı tarafın hükümranlığı altında kalamaz. Taraflar hakimi değil birbirlerini ikna ederler. Arabuluculuk sistemi kazan-kazan ilkesinin bir sonucudur. Arabuluculuk sistemi diyaloğa açıktır. Bu nedenle diyalog kurulamayarak tarafların birbirine küsüp, inatlaşarak senelerce adliyelere gitmelerini önler. Zaman kayıplarını önler. Uyuşmazlık yaşayan iki taraf arasında geleceği tesis eder. Bugün küçük bir uyuşmalık yüzünden birbirine küsen iki ticaret adamı yıllarca sürebilecek ticari ilişkisini yok edegelmektedir. Oysa belki gelecekte o ticaret adamı uyuşmazlık yaşadığı ticaret adamı ile yaşadığı uyuşmazlığın on katı yirmi katı ticaret hacmini yakalayabilecektir. Arabuluculuk sistemi ucuzdur. Arabuluculuk sisteminde yapılan anlaşmalardan maktu harç alınır. Bu anlaşmaların resmi dairelere verilmesi halinde damga vergisi de nispi değil maktudur. Arabuluculuk sisteminde mahkeme harçları, bilirkişi ve keşif ücretleri bulunmaz. Arabuluculuk sistemi geleceğe etkilidir Mahkemelerde dava açılış tarihi itibariyle geçmişe etkili olarak görülür. Fakat arabuluculuk sisteminde taraflar aralarındaki uyuşmazlığı geçmişe etkili karara bağlayacakları gibi uyuşmazlığın bir daha tekerrür etmemesi için gelecekteki uyulmması gereken kurallarını da belirleyebilirler. Arabuluculuk sistemi gönüllük esasına dayanır. Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbest olup, öncelikle uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla sonuçlandırma konusunda anlaşırlar. Taraflar, hiçbir şekilde zorla bu sürecin içine dahil edilemeyecekleri gibi her aşamada uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla çözmekten de vazgeçebilirler. Arabuluculuk sisteminde taraflar eşit haklara sahiptir. Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse süreç boyunca eşit haklara sahiptirler. Taraflardan biri arabuluculuk sürecinin dışında bırakılamayacağı gibi söz hakkı da diğerine göre kısıtlanamaz. Arabuluculuk sisteminde gizlilik esastır. Taraflarca müzakerede sunulan ve sonuca varılmamış beyan veya belgeler aleyhe kullanılamaz. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür. Arabuluculuk faaliyeti sırasında fotoğraf çekilemez, ses ve görüntü kaydı yapılamaz. Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil olmak üzere üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:

a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği

b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler.

c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü.

d) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.

Arabuluculuk sisteminde Arabulucu görevini hakim gibi özenle ve tarafsız biçimde yerine getirecektir. Arabulucu, arabuluculuk faaliyetini yürütürken tarafsız davranmak zorunda olup, tarafsızlığı hakkında şüpheye yol açacak tutum ve davranışta bulunamaz. Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve bizzat kendisi yerine getirmek zorunda olup, bu görevini kısmen dahi olsa bir başkasına devredemez. Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı veya bu hâl ve şartların sonradan ortaya çıkması hâlinde tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan görevi üstlenmesini birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir. Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür. Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlık ile ilgili olarak açılan davada, daha sonra, hâkimlik, hakemlik ve bilirkişilik yapamayacağı gibi avukat olarak da görev üstlenemez. Arabuluculuk sisteminde de belgeler gizlilik esasıyla saklanır. Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri ve düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlediği son tutanağın birer örneğini taraflara verir. Bu tutanağın bir örneğini arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğe de gönderir. Arabulucu huzurunda yapılan anlaşma ilam hükmündedir. Tarafların arabulucu huzurunda yapmış oldukları anlaşma belgeleri süresi içerisinde icra edilebilirlik şerhi alınması suretiyle aynı mahkeme tarafından verilmiş karar (ilam) gibi etki doğuracaktır. Bu anlaşma belgesine uyulmazsa ilamların icrası gibi icra takibi yapılabilecektir. Bu icra takibine zamanaşımı, ödeme, dışında itiraz edilemeyecektir.

ARABULUCULUK SÜREÇLERİ

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir. Taraflar bu görüşmelere vekilleri aracılığı ile de katılabilirler. Arabulucu, taraflarla görüşülerek iletişim kurulduğuna, arabuluculuk faaliyetine başlandığına, bu faaliyete ilişkin işlem ve eylemlerin doğru bir biçimde uygulandığına ve nihayetinde arabuluculuk faaliyetinin sona erdirildiğine yönelik fiili durum ve aşamaları belgelendirir; belge arabulucu, taraflar veya vekillerince imzalanır. Taraflar veya vekillerince imzalanmaz ise sebebi belirtilmek sureti ile sadece arabulucu tarafından imzalanır. Arabulucuya başvuru Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda; arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatıp, arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözülmesinin sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan faydalarının olabileceğini hatırlatarak onları teşvik edebilir. Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır. Arabulucunun seçilmesi Başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir. Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder. Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydı ile arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler. Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür. Keşif, bilirkişiye başvurma ve tanık dinleme gibi niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz. Arabulucu, sürecin yürütülmesi sırasında, taraflara hukuki tavsiyelerde bulunamaz; bir çözüm önerisi ya da öneriler kataloğu geliştirip, bunu onlara empoze edemeyeceği gibi, müzakereler sırasında geliştirilen bir çözüm önerisi üzerinde anlaşmaya varmaları için de onları zorlayamaz. Ancak, taraflardan birisinin, uyuşmazlığın çözümü bağlamında, sunmuş olduğu bir önerinin, arabulucu tarafından, diğer tarafa iletilmesi ve onun bu konudaki beyanının alınması bu kapsamda mütalaa edilemez. Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde yargılama, mahkemece üç ayı geçmemek üzere ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine bir defaya mahsus olmak üzere üç aya kadar uzatılabilir. Taraflar arabuluculuk müzakerelerine bizzat veya arabuluculuk konusunda özel yetki verilmiş vekilleri aracılığı ile katılabilirler. Arabulucular, Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden de faaliyetlerini yürütebilirler. Arabulucular, yargı organları ve elektronik altyapısını tamamlamış kamu kurum ve kuruluşları ile bilgi ve belge alışverişini elektronik ortamda yapabilirler. Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Arabuluculuğun sona ermesi Aşağıda belirtilen hâllerde arabuluculuk faaliyeti sona erer:

a) Tarafların uyuşmazlık konusu üzerinde anlaşmaya varması.

b) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.

c) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi.

d) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.

e) Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının veya 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince uzlaşma kapsamına girmeyen bir suç ile ilgili olduğunun tespit edilmesi.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar veya vekillerince imzalanır. Belge taraflar veya vekillerince imzalanmazsa, sebebi belirtilmek sureti ile sadece arabulucu tarafından imzalanır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar. Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlediği son tutanağın birer örneğini taraflara da verir. Bu tutanağın bir örneğini arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğe gönderir. Arabulucu, arabuluculuk sürecinde hukuki ve fiili sebeplerle görevini yapamayacak hale gelirse, tarafların üzerinde anlaştığı yeni bir arabulucu ile süreç kaldığı yerden devam ettirilebilir. Önceki yapılan işlemler geçerliliğini korur. Arabuluculuk süreci sırasında taraflardan birinin ölümü hâlinde, arabuluculuk faaliyeti sona erer.

ARABULUCULUĞUN HUKUKİ SONUÇLARI

Tarafların anlaşması, Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir, anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde, bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. İcra Edilebilirlik şerhi Taraflar, arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, asıl uyuşmazlık hakkındaki görev ve yetki kurallarına göre belirlenecek olan mahkemeden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. İlam Niteliğinde Sayılma İcra edilebilirlik şerhini içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden de yapılabilir. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebrî icraya elverişli olup olmadığı hususları ile sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.

SONUÇ:

Dünyada artan nüfus, teknolojinin gelişmesi, bilgi işlem ve telekomünikasyonun gelişmesi ekonomide zengin ve çok çeşitli mal ve hizmet piyasalarına yol açmıştır. İnsanlar bir çeşit mal bir çeşit hizmet alması, ihtiyaçların tekel halinde kamu otoritesi veya birkaç şirket tarafından karşılanması dönemi çoktan kapanmıştır. Kamu yönetimi alanında dahi artık “yönetişim” kavramı öne çıkmıştır. Hukuk sistemleri toplumdaki uyuşmazlıkları etkin şekilde önlemek, gidermek mecburiyetindedir. Hukuk sistemleri de gelişen değişen bu dünyada tekdüze kalamaz. Çeşitliliği daha iyi hizmeti insanlara sunmak zorundadır. Bu anlamda ülkemizde arabuluculuk sisteminin gerçekten ihtiyaçtan doğduğu ve yukarıda belirtilen özellikleri nedeniyle kendisinden bekleneni gerçekleştireceği inancındayız.

MUSAL ARABULULUCUK